Yer: Marzahn‑Hellersdorf, Berlin, Almanya
Tema: Kent estetiğini dönüştürecek büyük ölçekli sanat uygulamaları aracılığıyla, mahalle sakinlerinin katılımını ve kültürel temsiliyetini merkeze alan projeler geliştirmek; apartman cepheleri gibi gündelik yaşam mekânlarını ortak aidiyet ve ifade alanlarına dönüştürerek mahalle/kent kimliğini güçlendirmek.
Çalışma Özeti: Berlin Mural Fest, kentin daha az bilinen bölgelerinden biri olan Marzahn-Hellersdorf’ta, Doğu Almanya döneminden kalma yüksek betonarme apartmanların cephelerini sanatla dönüştürmeyi amaçladı. Festival kapsamında farklı ülkelerden davet edilen mural sanatçıları yerel sanatçılarla çalışarak, bu cephelere büyük boyutlu duvar resimleri uyguladı. Cephelerin neresine müdahale edileceği, mahalle sakinlerinin katılımıyla yürütülen karar alma süreçleri sonucunda belirlendi.
Festival süreci yalnızca duvar resmi uygulamalarıyla sınırlı kalmadı; kentte kültürel dolaşımı artırmak amacıyla bir dizi etkinlik ve keşif deneyimi de organize edildi. “Night Walk” adını taşıyan rehberli gece yürüyüşlerinde eserler özel ışıklandırmalarla vurgulandı ve mahalle gece boyunca gezilebilen bir açık hava galerisine dönüştü.
Bu proje, sanatsal üretimin yerel kimliklerle kurduğu ilişkiyi güçlendirerek sıradan görülen mekânların nasıl kültürel buluşma alanlarına dönüşebileceğine örnek sunması açısından oldukça önemli.
Etkisi: Berlin Mural Festivali, Marzahn-Hellersdorf bölgesindeki Doğu Almanya döneminden kalma apartman cephelerine yapılan sanatsal müdahalelerle, mahalleye dair algının dönüşmesine de katkı sunuyor. Renkli ve büyük boyutlu duvar resimleri, yerel halkın yaşadığı çevreyle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmesini sağlaması bakımından dikkate değer.
Mahallenin kültürel görünürlüğü artarken, festival kapsamında oluşturulan mural rotaları, bölgeyi hem günlük kullanıcılar hem de ziyaretçiler için yeni bir kültürel deneyim alanına dönüştürüyor.
Bir Model Olarak Nasıl Kullanılır?
Berlin Mural Festivali, kamusal alanlarda görsel sanat yoluyla dönüşüm yaratmak ve bu süreci toplulukla birlikte kurgulamak için uygulanabilir bir çerçeve sunuyor. Farklı ölçeklerdeki bina cepheleri yalnızca estetik birer iyileştirme alanı değil; aynı zamanda mahalle kimliğini görünür kılacak anlatı yüzeylerine dönüşebiliyor. Yerel halkın dâhil edildiği karar alma süreçleriyle, uygulama için yapıların ve temaların belirlenmesi gibi adımlar kolektif biçimde şekillendirilebiliyor.
Festival kapsamında tasarlanan yürüyüş rotası, gece aydınlatması ya da dijital harita gibi unsurlar, projeyi sanat üretimiyle sınırlanmayan, kamusal etkileşim yaratan bir modele dönüştürüyor. Bu yaklaşım, özellikle estetik dönüşüme ihtiyaç duyan bölgelerde hem fiziksel mekâna hem de topluluk duygusuna dokunan bir araç olarak değerlendirilebilir.
Festivalin dikkat çeken özelliklerinden bir diğeri de yerel ve uluslararası sokak sanatçılarıyla kurduğu işbirlikleri. Bu sanatçılar yalnızca teknik becerileriyle değil; kamusal alanda üretme pratikleri ve mahalleyle kurdukları ilişki biçimleriyle de sürece katkı sunuyor. Sokak sanatçılarıyla çalışmak projeye çağdaş bir ifade dili kazandırırken, genç izleyicilerle doğal bağlar kurulmasını da kolaylaştırıyor. Belediyeler için bu tür işbirlikleri, sanat üretimini atölye ya da galeri gibi tanımlı alanlardan çıkararak gündelik yaşama taşımanın etkili yollarından biri olabilir.